Bugun...


Müfit Demirkol

facebook-paylas
TARİHİN YAŞADIĞI MİLAS İLÇEMİZ
Tarih: 15-11-2021 22:58:00 Güncelleme: 15-11-2021 22:58:00


"Geçmişte, Milas’ta Türklerden sonraki ikinci etnik grup Rumlar kabul edilir. 19.yüzyılda Milas’ta Rumlardan sonraki ikinci azınlık Musevilerdir. Milas’ın 19.yüzyıla ait bilgisini veren W.Turner’a göre 18181 yılında Milas’ın nüfusu 2.000 hane idi. Bu hanelerin 130’u Rum,30’u Ermeni ve 10 tanesi Yahudilere aitti. Yahudiler, Milas’ta “Yahudi Mahallesi” olarak da bilinen Hocabedrettin Mahallesi’nde ikamet etmişlerdir. Yahudi aileler zamanla Milas’tan göç etmişler göçleri 1965-1975 yılı arasında yoğunlaşmıştır. Bugün Milas’ta Yahudilere ait bir mezarlık bulunmaktadır. Milas geçmişte farklı kültür ve inanıştan insanların barış içinde yaşadığı bir kent olmuştur.

Milas Kaymakamlığı’nın web sitesinden alıntıdır.

                Tarihin hala yaşam izlerinin bulunduğu Milas'ımızın bu kadar büyük bir özelliğinin yanı sıra, biz Milaslılara miras kalan değerlerimizi ne yazıktır ki tam istenen şekilde koruyamamaktayız. Yukarıdaki alıntıdan da anlaşılacağı gibi bundan elli sene öncesinde, bu günkü adı ile "Cumhuriyet caddesi" ve "Kadıağa caddesi" Musevi tüccarların yerleşim yerleri idi. Milâs’ın kökenini teşkil eden Yörük Türk halkı, Milas çevresindeki köyler de yetiştirdikleri veya ürettikleri gıda malzemelerini alarak, senelerden beri tanınan "salı pazarı" olarak tanınan yere getirerek satarlardı. Kazandıkları paralar ile Musevi ticarethanelerden de ihtiyaçları olan giysi, kumaş ve diğer malları satın alarak köylerine dönerlerdi.

                Günümüz de de bu “salı pazarı" ticareti devam etmektedir. Gene yakın köylerimizden gelenler, ürettikleri malları satar, kazandıkları paralar ile gene seneler öncesinde yapıldığı gibi ihtiyaçlarını satın almaktadırlar. Tek bir farkla, artık Museviler göçmüş olduğu için, ticarethaneler de yerli halkın eline geçmiştir.

                Musevi ve Rum kökenli vatandaşlarımızın göçünden sonra acaba bizlerin, Milas'ımıza ne gibi katkılarımız ve faydalarımız oldu.?

                Öncelikle hala tabakhane olarak bilinen yerdeki hayvan derileri işlenmesi ile ortaya çıkan müthiş rahatsız eden kokular yok oldu. Yeni binalar ve yeni yollar yapıldı. İlçemize ve ekonomimize katkıları çok büyük olan zeytin ve bal ile ilgili fabrikalar, ticarethaneler açıldı.

                Milas zeytini ve yağı artık yurdumuzda bir marka oldu.

                Bütün bunlar Milas için yapılan iyi ve faydalı olanlar. Ya Milas için, Milas'ın bize emanet ettiklerini bizler nasıl koruduk, koruyabildik mi? İşte bütün sorun da maalesef buradadır.  Özellikle kaybettikleri yakınlarının yaşadıkları yeri gelip görmek isteyen Musevi ve Rum turistlere karşı sorumluluklarımızı yerine getiremedik onları eski günlerini anımsatacak, Milâs geleneklerine uygun otel ve benzeri konaklama yerleri yapamadık. Musevilerin atalarının yattıkları Musevi mezarlığını bakımsız ve korumasız bıraktık. Mezarlarını ziyaret eden Musevi turistlerin bu kutsal ziyaretleri için bir görevli bulunduramamaktayız. Bu görevli hem mezarların bakımından hem de gelen turistlerin ihtiyaçlarının karşılanması açısından çok önemlidir.

                Diğer taraftan, Musevilerin Milas'ı terkinden sonra Sinagog olan şimdiki halkevi olarak kullandığımız bina ya çok yakın olan ve yer altından bağlantısı olan, Park caddesindeki Haham evi harabesinin kamulaştırılarak, tadilatının yapılması şarttır. Haham evinin bulunduğu arsa hem merkezde bulunması hem de büyüklüğü bakımından, çok önemlidir. Bu alana Milas’ımızın ihtiyacı olan butik oteller yapılabilir. Bu da ilçemiz ekonomisi için ayrı bir gelir kaynağı olacaktır. Böylece Milas evlerinin de bir an evvel restore edilebilmesi için ayrı bir çaba göstermemiz hatırlanmış olur.

                Tarih boyu birçok medeniyetlerin yaşadığı Milas, seramik sanatında da çok büyük gelişmeler yaşamıştır. Milâs mahallelerimizde olan Ören, tarihte mozaik sanatının öncülüğü ile tanınırdı. Öyle ki, yol yapılırken kazılarda rastlanan mozaik tarih kokan süslemeler, üzerlerine ince bir örtü örtülerek kapatılıp, güya koruma altına alınmış gibi (!) yol inşaatına devam edildi. “Amfora" olarak bilinen seramik testilerin imal edildiği şu anda ki meslek lisesinin yanındaki yapıya inşaat izni verilmiş, yeni bir bina yapılmıştır. Altta kalan tarih kalıntıları ise sanki göstermelik (!) gibi camekanla teşhir edilmektedir. Ne acıdır ki, Milas da bunun gibi birçok yapı bulunmaktadır.

                Karagöz ve Hacivat milli değerlerimizdendir. Âmâ komşumuz Yunanistan, bizim sahip olduğumuz bu değerimize sahip çıkmaktadır. Ne kadar büyük bir nimettir ki(!) Karagöz ve Hacivat’ın günümüze kadar gelmesine neden olan ŞEYH KÜŞERİ'nin mezarı Milâs’tadır. Defalarca yetkililer iletilmiş olmasına rağmen inanılmayacak saçma bahaneler ile bu kişinin anıtvari türbesinin yapılmasına karşı çıkılmıştır. Merhumun mezar taşı ise Atapark karşısındaki yolun refüjünde bulunmaktadır.

                Bisiklet binicileri için özel bisiklet yolları ile, görme engelliler için, yapılan kaldırım taşlarının ne kadar kullanışsız yapıldığı ortadadır. Kaldırımlara ve bisiklet yollarına park eden özel ve resmi araçlar ile ve esnafımızın sergiledikleri mallar ile kapatılmaktadır. Maalesef bu konularda halkımız da duyarsız, hatta saygısız olmaktadır. Belediyemizin bu konuda duyarlı olması gerekir.

                İlçemizin ihraç limanının bulunduğu Güllük mahallemize ihraç malı taşımakta olan yüksek tonajlı yük araçlarının şehir içinden geçerken yarattıkları tehlikeler herkes tarafından bilinmektedir. Bu araçların bir an önce şehir içi yollarından, dışarıya alınarak yeni bir geçiş güzergahı yaratılmalıdır. Bunlar Milas'ımızın ayıplarıdır. Düzeltilmesi, Yetkililerin duyarlılığına bağlıdır.

                Milas'ımıza faydamız olmalı, bizlerde gelecek nesillere Milas'ımızı güzelliklerle bırakmak isteriz.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI