Bugun...


Müfit Demirkol

facebook-paylas
SENARYO (!)
Tarih: 12-12-2021 22:43:00 Güncelleme: 12-12-2021 22:43:00


AK Parti (ADALET ve KALKINMA) partisinin iktidarda olduğu ve halen olmakta devam ettiği süreç içerisinde ne Adalet’ten ne de kalkınmak’ tan ne yazık ki millet olarak nasibimizi alamadık. 18 yıldır iktidarda olan bu partinin en çok dikkat çeken yönü, bu ülkenin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk ilke ve devrimlerinden uzaklaşmış olmasıdır.

            Atatürk ilkeleri, ilk olarak Cumhuriyet Halk Fırkası ilkeleri olarak ortaya çıkmış, 1937'deki kanunla hukuken Türk ulusuna mal edilmiştir. İlkelerin genel anlamı, çağdaş Türkiye fikri, ulusun egemenliği, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti devletidir.

             Milliyetçilik, Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik, İnkılapçılık...

            İşte bunlar Ata'mızın bizlere bıraktığı miras tır. Bu bırakılan mirasa şimdiki iktidar olanların bakış açıları ve bu ilkeler karşısında aldıkları tavır (!) ortadadır. 

            Milliyetçilik, belirli bir milletin çıkarlarını, özellikle egemenliğini ve özyönetimini kazanmayı, daha sonra bunu ilelebet sürdürmeyi amaçlayan ideolojik fikir hareketi. [Milliyetçilik, her ulusun kendisini dışarıdan gelecek olan müdahalelerden bağımsız olarak yönetmesi gerektiğini, ulusun bir yönetim için doğal ve ideal bir temel ve tek haklı politik güç kaynağı olduğunu savunmaktadır. Milliyetçilik, 19. yüzyıl başlarından itibaren Avrupa'da, 20. yüzyıldan itibaren ise tüm dünyada egemen politik düşünce tarzı haline gelmiştir.

            Cumhuriyetçilik, devlet yönetiminde millî egemenliği, millî iradeyi ve özgür seçimi esas kabul eden ilkenin adıdır. Bu ilkenin yönetim biçimi ve siyasal rejim olarak ifadesi, cumhuriyettir. Bu tarz yönetim, millî egemenlik kavramını en iyi temsil edecek, en iyi gerçekleştirecek, en iyi uygulatacak bir devlet şekli olup demokrasinin de en gelişmiş biçimidir, durumudur. Türk milleti, yüzyıllar boyunca kendi egemenliğini, kendi iradesini kullanmasına engel olan rejimlerin acılarını çekmiş, nihayet kendine en uygun yönetimin cumhuriyet olduğunu görmüştür. Bu tarz bir yönetimde, egemenliğin herhangi bir kişi, zümre veya sınıfla paylaşılması söz konusu olamaz.

            Hukuki tanımlara göreyse laikliğin en yaygın tanımı basitçe devlet ile din işlerinin ayrılmasıdır. Devlet nezdinde bir dine inanıp inanmama meselesi kişiyi ilgilendirir ve kendisi devlet olarak hiçbir dini taşımaz, hiçbir dini ayine iştirak etmez, fakat fertlerin her türlü dini serbestliklerini kabul eder. Buna bağlı olarak devlet, dini esaslara dayanan kanunlar yapamaz ve bütün dinlere eşit mesafede durur. Ayrıca laikliği benimsemiş bir devlet dinlerin ibadet hüküm ve kurallarına müdahale edemez. Bununla birlikte din adına devlet düzenini bozacak davranışları önlemekle yükümlüdür.

            Bütün bu tanımların günümüzde başımızda bulunan iktidarın senelerdir bir türlü uygulayamadığı ve uygulamakta istemediği Atatürk ilkeleridir. Sınırlarımızı korumak yerine sınırlarımızın dışına taşarak milletimizin yavrularını yurt dışında da şehit olmasına sebep olmaktadır.

            Tüm dünyada devrimciliği ile büyük takdir kazanmış olan büyük kurtarıcımız Mustafa Kemal Atatürk' ün tüm yaptıklarına bir çizgi çekip, kendi çıkarları için millet menfaatlerini çiğnemek günümüzün idare sistemi haline gelmiştir.

            Türkiye Cumhuriyeti gençlere emanet edilmiştir.

             Türk gençliği emanetinin değerini ve ne yapılması gerektiğini çok iyi bilir.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI